5 Kasım 2010 Cuma

Osman

.
Bu sabah Osman beni öperek uyandırdı.

Her zamanki gibi gecikmiş ve birkaç dakikanın bile önemli olduğu bir sabahın köründe merdivenleri koşarak inmeme rağmen metroyu kaçırmıştım. İçimden küfürler savura savura bir banka oturup diğerinin gelmesini beklemeye başladım. “Yine geç kaldın” dedi biri. Boş gözlerle sesin geldiği tarafa baktım. Gülümsüyordu. Yanıma ne zaman oturduğunun farkında değildim. “Yine” kelimesini neye istinaden kullandığını anlamış değildim. “Kıl payı” diye devam etti. Kıl payı, benim için önemli bir sözdü. Hayatım, kıl payı yetişmek ve kıl payı kaçırmak üzerine kuruluydu. Son dakika insanıydım. Kader denilen şeyle köşe kapmaca oynuyordum sürekli. Her şey o kıl payı yüzünden değişip duruyordu. Ve yine o kıl payı yüzünden hiçbir şey olması gerektiği gibi olmuyordu. Bu sözü söylemesi garipti. Yok canım, nereden bilecekti. Herhangi bir şey söylemedim. Ama etkilenmiştim. O ara metro geldi. Ben önden bindim ancak kalabalıkta onu gözden kaybettim. Toplam 4 dakika kadar süren bu süre zarfının içine, sadece “seni özleyeceğim” yazan bir mektup yerleştirip kafamın içinde bilinmeyen bir adrese gönderdim. Hayatımın aşkını da kıl payı kaçırdığımı düşünerek saçma sapan bir günü daha, kişisel tarihimin tozlu yaprakları arasına, kaydetmeye değer bir şey bulamadan gömmek üzere işe gittim. Ama itiraf etmeliyim ki gün içerisinde birkaç kez kendimi onu düşünürken yakaladım.

Akşam eve dönerken, bizim sokağın köşesinden aniden karşıma çıktı. Tedirgin oldum. “Korkma” dedi. Gözlerimin içine bakıyordu. En içime bakıyordu sanki. Kendimi çırılçıplak hissediyordum. İkimiz de hiç kıpırdamıyorduk. Bu durum ne kadar böyle sürdü bilmiyorum. Sessizliği bozan o oldu. “Hadi gel benimle” dedi, “şurada güzel bir yer biliyorum, biraz konuşalım.” Gitmemem gerekiyordu, artık kimseye güvenmemem gerekiyordu. Ama gittim. Biraz konuştuk. Sonraki günlerde, birazdan biraz daha fazla konuşur olduk.

Gittiğimiz her yerde insanlar bize bakıyordu. Hiçbir bakışı umursamıyorduk. Sürekli konuşuyorduk. Onun anlattığı şeyleri çok seviyordum. İlişkimiz başlayalı sadece birkaç ay olmasına rağmen sanki doğduğumdan beri onu tanıyormuş gibi hissediyorum. Aynı şeyleri seviyor, aynı şeylere sövüyorduk. Üstelik hiç de sıkıcı olmuyordu bu aynılık. Çünkü benim anlattıklarım onu, onun anlattıkları da beni fişekliyordu adeta. Daha önce hiç geçmediğim yollardan havalı kornaya basa basa geçiyordum sanki. Aklımın içinde binlerce otoban... Zemin kaygan. Kayıp duruyordum…

Telefon kullanmıyordu ama istediğim her zaman ulaşabiliyordum ona. İki eli kanda da olsa geliyordu. Gel dediğimde geliyordu. İki elim kanlı olduğunda da gidiyordu. Git dediğimde gidiyordu. Hiç sitem etmiyor, hiç ikiletmiyordu. Bir keresinde “Hadi birlikte faili meçhul bir cinayet olalım.” dedim. “Katil kim olacak?” dedi. “Ben ölürüm, sen ol.” dedim. “Sen ölürsen ben olamam.” dedi. Kafam karıştı.

Sanıyorum bu bitmeyen kafa karışıklığımın başlangıcı o konuşma oldu. Ondan sonra her şey garip bir hal almaya başladı çünkü…

Osman bu sabah beni öperek uyandırdı ve ben uyku sersemliğimi üstümden atamadan da gitti.

Son zamanlarda hep telaşlı, bir şeylerden kaçıyor gibi. Ailemin, bir süre burada kalmamı uygun görmesi canını çok sıkıyor. İşin aslı bundan ben de hoşlanmıyorum. Çünkü bu doktoru hiç sevmiyorum. Çünkü doktor ısrarla “Osman diye biri yok!” diyor ve verdiği ilaçları kullanmazsam her şeyin çok daha kötü olacağını söylüyor.

23 gündür buradayım. Tırnaklarımı kesmiyorum. Saçlarımı taramıyorum. Yıkanmıyorum. Yeteri kadar kötü kokarsam beni burada tutmazlar diye düşünüyorum. Çünkü bu duvarlardan çok korkuyorum. Çünkü olan biteni bir türlü anlayamıyorum. Çünkü bazen gizlice…

Tanrım…
Lütfen bugün yağmur yağmasın.
“Ve eksilsin artık odamdan doktorun getirdiği Osman’sız sabahlar…”
.

18 yorum:

alice dedi ki...

ay'a da gidelim osman.
*entel'e yorum yapmazsa ölecek hastalığına yakalandım.

Enteldantel! dedi ki...

Ben de yorum cevaplayamama hastalığına yakalandım galiba lan. Aman aman bunlar yine bi şey değil, Rabbim kimseleri şizoya bağlatmasın da, neme lazım.

Alice n'aber? ::

egelimm dedi ki...

Yine icmedin dimi haplarini o kadarda dedim saatini geciktirme OSMAN diye.

metus dedi ki...

valla çok muvaffak be. biraz saçma ve basit bi yorum oldu ama, söylemesem olmazdı, malum marifet iltifata tabiymiş.

Enteldantel! dedi ki...

Yok yok bence gayet muvaffak bir yorum oldu. Eyvallah.

Selim Isik dedi ki...

İnsanoğlunun ya da kızının bu ihtiyacı bana çok acıklı geliyor. Ben de garip bir şekilde sevebileceğim insanın ancak benim daha kontrolsüz, daha gamsız, daha vurdumduymaz falan filan bir versiyonum olabileceğini hissediyorum. Sanki böyle bir insanla beraber olduğumda sinerjik bir birliktelik olacak ve benim üretkenliğim tavan yapacak zannediyorum. Tyler Durden'ımı arıyorum yeni tanıştığım insanların içinde ve bulamayınca, yalnızlığın benim için bir kader ve en doğru seçim olduğunu düşünüyorum. Sonuçta yalnızlığımda eğlenemiyorsam da, üretkenliğim azalıyorsa da, en azından üzülmüyorum, kalbim kırılmıyor ve en önemlisi Tyler Durden'ımın bir gün ortaya çıkacağı umudumu muhafaza edebiliyorum. Çok acıklı cidden.

Ama asıl soru, neden kendi Tyler Durden'ım. Sanırım bunun cevabı benim uzun zamandır takıntılı olduğum kibir kelimesinin içinde yatıyor.

İtiraf ediyorum, aklımın çalışma biçimi çok hoşuma gidiyor ve tek problemin benim tembelliğim, yetersiz azmim ve dayanıksızlığım olduğunu sanıyorum. Bu umarım doğrudur; çünkü değilse, durumu şimdikinden de acıklı olacak. :)

öküz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
öküz dedi ki...

Vay be... Kaç gömlek ötemde lan bu kalemsel/klavyesel yetenek?

Büyüksün :)

Osman dedi ki...

Şizofreni dediğin bana simyacılık gibi geliyor kimi zaman. Kimi zamansa madencilik falan. Bana öyle geliyor ki insan göçük altında kalabiliyor başkasının kafasında. Nedir ki, kurbağayı öpücükle prens yapan masallar, taşı altın yapanlar. Kurgu eyvallah ama bu satırların yıldızı bir zamanların çocuk yıldızı olup da sonradan kaderine terk edilen umut kavramı değilse ben de Sermiyan Midyat olayım.

Enteldantel! dedi ki...

Seni boşuna sevmemişim Osman.

Osman dedi ki...

:)

Jane Jones dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Jane Jones dedi ki...

erkek olsaydım "osman'ın olayım anam" derdim.

mgntwmn dedi ki...

http://www.dailymotion.com/video/xfatvg_ben-deli-deyilim-1-secilen-senaryo_creation

kaba şimşek dedi ki...

otoban filan demişsin de hemen uyarımı yapıp kaçayım: köprüler ve viyadükler yoldan önce donar!!!

Enteldantel! dedi ki...

Sağolasın dostum, bu bilgiyi her daim aklımın bir köşesinde bulunduracağımdır.

herkesgibibiri dedi ki...

HAKLISIN...

herkesgibibiri dedi ki...

HAA BİDE BÜYÜKSÜN AGA NE BİÇİM KUSMUSSUN KELIMERI YENİ RASTLADIM BILOGA JEYIF VERDİ