27 Nisan 2009 Pazartesi

Hapşuuuuuu

.
Sevgili ulan günlük.

Evde, aşırı sigara tüketiminden mütevellit, normal insanların pek hoşlaşmayacağı karakterde bir koku oluşmuştu.
Bundan kurtulmaya karar verdim. Önümde beni bekleyen 2 seçenek vardı.
İlki, reklamlarla yaygarası koparılan temizlik malzemelerinden 3 alışveriş sepeti kadar doluşturup her yere foşur foşur girişmek olabilirdi. Hem o ara alçak mayk'lardan da kurtulur, içimde bir iş yapmanın saadetiyle mutlu ve gururlu bir ev kadını rahatlığına bürünebilirdim.
Ondan sonra gelsin kekler gitsin kısırlar. Ohhh, miss.
Ancak kısır sevmediğim yetmezmiş gibi, mayk'lara karşı da gizli ve derin duygular besliyordum ve bu seçeneği hemen eledim.

Geriye kaçınılmaz son kalıyordu.
Evet yaptım. Büyük bir alış-veriş merkezine gidip kendimden emin bir tavırla içeri girdim. Önce hedefe kilitlenmem gerektiğini biliyordum. Yol zorlu, mücadele çetin olacaktı. İtiraf etmek gerekirse önce başaramayacağımı düşünüp geri dönmeye kalktım. Ama yılmak yoktu ve bu iş bu gün çözülecekti. Reyonların arasında şuursuzca dolaşırken o naif, o melek gibi sesi duydum.

"Yardımcı olabilir miyim?"

Olabilir miydi? Bu cümle her şey için geçerli miydi? Örneğin içinden çıkamadığım kafa karışıklıklarıma bir son verebilir miydi? Uykumdaki ayar bozukluğunu tamir edebilir miydi? Bazı günler benim yerime çalışır mıydı misal? Ya da iş dönüşü yemeğimi hazır edebilir miydi?
Aklımın içinde uçuşanları birbirine bağlayıp bir ağırlık oluşturabilir miydi? Bana yerçekimi yasasını ispatlayabilir miydi? Bunların hepsini yapabilir miydi?

Bu gibi sorular bir film şeridi gibi sözlerimin önünden geçerken sesin geldiği yere doğru döndüm ve evet..
Yapamayacağına karar verdim. Suratımdaki o gereksiz gülümseme yerini 5 karışa bıraksa da hemen toparlandım ve asıl gayemi hatırladım.

“Çok teşekkür ederim, size çok ihtiyacım vardı” diye etkili bir giriş yaptım.
O ise, belki de nicedir duymadığı bu söz karşısında duygulanmış ve başka dünyalara akmış gibiydi. Olmayabilirdi de. Yani tüm bunlar benim kurgumdan ibaret olabilirdi. Hem niye başka dünyalara aksındı ki canım, hep yaptığı bir işti nihayetinde, ilk defa karşılaşıyor değildi ya.

Her şeyin altında gereğinden fazla mâna aramaktan vazgeçtim ve derdimi anlatmaya çalıştım.
“Hani böyle bi hede var, fıslıyor, kokuyor ama kötü değil valla, yani iyi biri o. Elbette ki bir insan değil ama kişilikli olmadığını kim iddia edebilir? Hem ne zaman kokacağına karar verecek kadar da tarz sahibi. Heh işte ondan istiyorum.”

Karşımdaki görmüş geçirmiş bi insan olacak ki benim bu süper ötesi tanımımdan ne demek istediğimi anladı.
Çiçekli bir bahçenin yollarındaymışçasına ve adeta kolkola aradığım şeyin bulunduğu reyona gittik. Bahsi geçen hede, arkadaşlarını da toplamış, bir bahar akşamı hasbıhalindeydiler.

Görevli kız, kurduğum çapraşık cümlelerden sonra sözü bana bırakmaması gerektiğini anlamış, araya girmeme izin vermeden içlerinden birinin özelliklerini öve öve bitiremiyordu.
Her “ama “ deyişime karşı, belli ki evvelinde üzerinde çok çalıştığı cümlelerden birini gözüme gözüme sokup, senin için en münasibi budur demeye getiriyordu.

Ama benim başka bir sevdiğim vardı. Rafta bana melül melül bakıyordu üstelik. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. 10. dakikanın sonunda içimden “eehhh, yeter ulan” diyerek söylediğini kabul etmek zorunda kaldım. Ben kasada ödemeyi yaparken, gözümü kaldırıp son bir kez raftakine baktım. “Nikahına beni çağır sevgilim, istersen şahidin olurum senin” bakışları hafızamın derinliklerine bıçakla kazındı ancak yapacak bir şey yoktu artık. Olan olmuştu.
Elimde, gönül rızam olmadan aldığım hedeyle eve geldim. Tanıştık. İsmi kokumatikmiş. Memnun olmuş numarası yapıp düğmesini açtım ve bir kenara koydum.

Mutsuz bir evliliğimiz var. Kendisine bir türlü alışamıyorum. Soluğunu ensemde hissediyorum ve her fıslayışında refleks olarak “çok yaşa” diyorum.
Bu iş daha ne kadar sürer bilmiyorum.

Hayat.. Tuhaf.. Kokumatikler felan…
.

21 yorum:

kaba şimşek dedi ki...

uyutmaz insanı onlar, benden söylemesi.

enteldantel dedi ki...

Uyku ne kelime, ruh hastası yaptı beni resmen.

Postacı dedi ki...

bi anda senin benim ilknur ablam olduğunu düşündüm.Panik ataklarım geldi. Diyelim ki sen ilknur ablasın, enteldantel olur muydun? Olsan mesela, bana söyler miydin?

enteldantel dedi ki...

Senin İlknur ablan, onun Murtaza emmisi, öbürünün ak sakallı ninesi filan olabilirim. Yani yazar içinizden biri.
Yalnız paranoyaklığın lüzumu yok. Panik ataklarına selam ederim.

kaba şimşek dedi ki...

dayıoğlu?

enteldantel dedi ki...

Görümceciğim?

kaba şimşek dedi ki...

canım gelinim!

enteldantel dedi ki...

Canım ailem!

Bi yandan da onu izliyorum da, bi gıdım ateş yüzünden ortalığı nasıl velveleye verdiler, ayıp ya, bu ülke işte bu yüzden kalkınamıyor arkadaş!

kaba şimşek dedi ki...

o ne yaaa, messi'yi izlemek varken?! messi de inşallah noykampı ateşe vercek birazdan!

enteldantel dedi ki...

Ve işte BigBang'den bu yana süregelen tipik bir kadın-erkek çatışmasına daha tanığız sevgili sevgi jelibonları.

Maç mı? Dizi mi? Hadi bakalım.

kaba şimşek dedi ki...

cevabı basit yææ onun. mutfaktaki küçük televizyonda dizi, salondaki babafingo fuller fulu eyçdi televizyonda maç! \m/

enteldantel dedi ki...

Oldu canım. O televizyonun taksitlerini ödemek için kaç sabah uykusunu kapitalizme sattım ben haberin var mı senin? Bırak da akşamları biraz keyif yapayım. Hem zaten düğünde takılan altınları da iddaada hiç ettin. Ama annem demişti, o heriften sana hayır gelmez demişti bikbikbik.

kaba şimşek dedi ki...

kaç sabah uykusunu sattın?

enteldantel dedi ki...

Üüüü, bayaaa bi çok. Çemkirecek kadar çok yani en azından.

(Olmayacak bir soruyu sorarak yaptığın şaşırtmaca tekniğini görmüyor değilim.)

kaba şimşek dedi ki...

o zaman maç bitene kadar bu tartışmayı canlı tutup, maç bittikten sonra da "aman be aman al televizyonunu da başına çal" diyerek, hem tartışmada üste çıkıp, hem de maçımı izlemiş mutlu bi adam olarak uyuyacağımı da anlamış olmalısın!

enteldantel dedi ki...

Kanepede uyuyacağını, bilmem hatırlatmama gerek var mı?

kaba şimşek dedi ki...

büyük televizyon hala bende yani? sldfjldsfjdskfjldsf

enteldantel dedi ki...

Evet lan. İşin buraya varmasına çok bozuldum. Bükemediğim bileği öpeyim de geçsin.

kaba şimşek dedi ki...

berhudar ol evladım!

ya öpüyosan elimi öp bu arada, bilek öpmek ne be?! bizim geleneklerimizde yok bu şekil hareketler dslfkjdslfjsldfks

enteldantel dedi ki...

Ben de o konuya değinecektim hatta bağlantım kopmasaydı değinmiştim bile ama sonra vazgeçtim. Nihayetinde entel bi insanım, yeniliklere açık olmak gerek.

kaba şimşek dedi ki...

ya benim bildiğim o bileğin iç tarafı, sadece bebeklerin mamasının ısısını ölçmee yarıyo. allah onu o yüzden yaratmış.