6 Mayıs 2009 Çarşamba

Münasip bir başlık bulamadığım için 3 nokta koyasım var!


Bir kere bilim adamları bu uyku hadisesini açıklayamıyor. Yani çeşitli zırvalar var bununla ilgili ama insanın aklında illa ki bir “niye?” sorusu kalıyor. Benim uyku ile ilgili niyelerim ve niyetlerim ise çok daha başka. Hayatımın aşkı uyku, sokaktaki hanfendim, yataktaki fahişem. Birlikteliğimiz seviyeli, ciddi düşünüyorum. Bazen ciddi ciddi bir uyusam da bir daha uyanmasam diye düşünüyorum yani. Yani sizin gibi.. Yani herkes gibi.
Yani ki bir farkımız yok aslında birbirimizden. Hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye oğoyyy oy. Bu derece mahsun, bu derece kırmızıgülüm bugün.
Yani yazar içimizden biri. Ama hangisi?

Öteki ve beriki. Yabancılaşma. Kayboluş. Tutunamamaca. Günde 3 öğün antidepresan. Prozac şişesinde balık olsam temennileri. Sarhoş olamıyorum teraneleri. Armudun sapı, üzümün çöpü, eşşeğin siki, yerin dibi edebiyatı!

Hepimiz alkoliğiz bi kere, bu olmazsa olmaz. Mutlaka ki uyuşturucuya yakın ve yatkınız. O bize hep baskın.
Kusursuzuz. Mükemmeliz. Kimse bizi anlamıyor. Biz buralara 3 beden büyük geliriz.
Hepimiz intihara meyilliyiz. Köprüden aşağı şahane bir kestirme yol biliriz. Biliriz de gitmeyiz. Dünyaya bizi anlaması için zaman veririz. Hem daha sevişmelere doyamadık canım, acelemiz yok, nasıl olsa bi gün gideriz. Onu diyorum işte, bir farkımız varsa da cinsel uzuvlarımızdandır. Bu farkı da birbirimizin gözüne gözüne sokarız. Basit bir kromozom meselesi deseler kıyameti koparırız.
Şehir hepimizi boğmaktadır ve bir gün mutlaka her şeyi bırakıp Ege’de ya da Akdeniz’de küçük bir kasabaya yerleşmek hayalimizdir. Ama “hadi gel köyümüze geri dönelim” deseler hakaret sayarız. İçimizden bazı delikanlılar “o köy bizim köyümüzdür” deme cesaretini gösterir ancak yine de o köyün orda ve uzakta olması her zaman tercihimizdir. Zaten ebeveynlerimiz aslında birer İstanbul Hanfendisi ve Beyfendisidir.
Şikayet edilmeyecek gibi değil, normal olarak mevcut şartlarımızdan hep şikayet ederiz. Değiştirmek için de çabalarız ama. Converse’lerimiz yırtılmayacak, Levi’s’lerimiz kirlenmeyecek olsa eylemlere bile gideriz yani o derece. Acayip muhalifiz.
Ve illa ki hepimiz bağlanmaktan korkar, evlilik kurumunu reddederiz.. Hem evlensek bile asla bu lanet dünyaya bir çocuk getirmek istemeyiz.

Biz süperiz, biz şahaneyiz.

Bunların hiçbirini söyleme derdinde değildim. Derdim bu değil. Ve zaten bunlar artık dert değil!

Ama bir Allahın kulu da görmeyecekse böbreğimi*

Bütün gün işemişim ne fayda!
-----------------------------------------------------------------------

Metin üzerinde ince elemeler:

(*)Yazar burada böbreğim derken tam olarak böbreğini kastetmiştir.
Ve aslında tam olarak kalbine kast etmiştir.
Ve siz bilmeseniz de isabet etmiştir.
Akabinde 4 cinayet işlemiştir.
Yakalanmamak için parmaklarını kesmiştir
Faildir. İngilizce fail gibi bile okunabilir.
Ve meçhuldür. Ç kullandığına bakmayın, biraz cahildir.
Ve sizden gizleyecek değilim sayın okur, bu yazar, küçükken ıslak pamukta yetiştirdiği fasulyeleri yemiştir. Hatta “yemişim ulan fasulyesini” diyerek bu kutsal durumla dalga bile geçmiştir.
Böbrek mevzuundan önce anlattıklarına bakılırsa rahat yazarın kıçına batmaktadır.
Zaten aslında yazar diye biri yoktur, farkında olmamız gereken evrensel bilinç vardır.

Görüldüğü üzere yazar söyleyeceklerini söylememek için türlü çeşit dümen çevirmiştir. Çünkü üstadın da dediği gibi ne kadar kussa olmayacak, birazı hep içinde kalacaktır.
Ama okur için artık çok geçtir. Çünkü yazı bitmiş, okur alenen taklaya getirilmiştir.

Yine de eğer lâzımsa arkada bir soru bırakılabilir:


Asiye’yi nasıl kuruttunuz?

5 yorum:

sami hazinses dedi ki...

o bu değil de ne olacak bu fenerbahçe'nin hali ya?

enteldantel dedi ki...

Biz daha o konuya gelmedik.

merlin dedi ki...

pes atarken pizza mi soylesek?

kezban paris'te dedi ki...

havuçlarım kanıyor!

çok ekmeğini yediğim bir şakadır. yapmadan geçmiiiiiiiim. i'ler çok.

enteldantel dedi ki...

Bazen beyinlerin de kuruyor senin. Hayra alamet değil bak, ihmal etme.