5 Mayıs 2010 Çarşamba

Tımarhane Notları #9

.
Doktor Umuz Bey, önündeki sürahiden bardağa bir miktar su doldurduktan sonra masaya koydu ve "Dikkatlice bakın, bardağın neresini görüyorsunuz?" dedi.

Dikkatlice baktım. İtiraf etmeliyim, suyun renginin olmaması ilk bakışta biraz kafa karışıklığına neden oluyor. Kokla deseydi de aynı gerilimi yaşardım çünkü su kokmaz. Bir de mesela Hidrojen çok delikanlı bir elementtir. Sırf su olsun diye her zaman kendinden 2 verir de 1 veren Oksijene gıkını çıkarmaz. O değil de 2'nin 1 olduğu her yerde kutsal bir şey vardır. Bu mühim. Ama mevzu bu değil.

Babaannem çok sert mizaçlı bir kadındı ve meşhur klişenin aksine içinde pamuk gibi bir kalp filan da yoktu. Yüzündeki çizgiler sanki doğduğundan beri oradaymış gibi görünürdü. Ona bakan bir bilim adamı, Kızılderililerin aslen Karadenizli olduğunun ateşli savunucularından biri olabilirdi, hem de içinden. Bel kemiğinde, dedemin onu bırakıp eşkıyalığa heves ettiği 10 sene boyunca taşıdığı 14’lünün izi vardı. Belki de o silah onu böyle kötüleştirdi, bilemiyorum. Her neyse işte. Bir gün bahçede maaile oturuyoruz. Babaannemin yetiştirdiği süt mısırlar kocaman bir tencerede kaynıyor, büyükler muhabbet ediyor, biz kardeşler kuzenler sağa sola koşup duruyoruz filan. Çocukların vazifesi budur, büyükler muhabbet ederken salak salak koşarlar. Vazifemizi en iyi biçimde ifa ediyoruz yani. Sonra mısırlar pişti, hepimiz aldık birer tane yiyoruz. Sonra babaannem yüzünü ekşitip elini ağzına götürdü ve az ısırılmış bir arı çıkardı. Sonra öldü. İnsanın bir şeye karşı alerjisi olup olmadığını öğrenmesinin bedelinin canı olması enteresan. Kaldı ki bunu öğrendiğinde yaşının 80 olması da ayrıca enteresan. Ölüm, kendini gerçekleştirmek için bazen ciddi bahane sıkıntısı çekiyor. İşte biz o zaman, ölü babaannemin arı sokmasına karşı alerjisi olduğu bilgisini nereye koyacağımızı bilemedik. Dikkatlice baktım, babam daha çok bilemedi.

1 naaşla 2 naaş arasında matematiksel olarak ifade edilemeyecek farklar vardır. Toplu ölümler şehadet hissi verir. Kapınızın önündeki bir tabut, çoğu zaman sadece bir ölüye yardım ve yataklık ederken, 2 tabut adeta bir kahramanlık hikâyesinin beşiği gibi görünür. Ağbimin eşiyle oğlu şehit düşmüş gibi hissetmiştim bu yüzden. Oysa sadece pazardan dönüyorlardı. Domateslere karşı verdikleri onurlu mücadeleyi kaybettiler demeyi tercih ederim. Kaza yerinde, ezilmiş sebzeleri gördüğümde biraz rahatlamıştım. Biz yenilmiştik ama karşı tarafın da kaybı büyüktü. Genç ölümleri insanda ilk olarak, acıdan ziyade şaşkınlığa ve dolayısıyla saçmalamaya sebep olur. 24 yaşıma geldiğimde yengem gibi ölebilirim sandım. 3 buçuk yaşında ölmeyi öğrenen yeğenimi ise hiç anlayamadım. Dikkatlice baktım, ağbim daha çok anlayamadı.

Halam öldüğünde kızına dikkatlice baktım. Amcam öldüğünde oğluna dikkatlice baktım. Depremin ertesi günü dünyaya dikkatlice baktım. Sevgilimi terk ederken yüzüne dikkatlice baktım. Ağbim komaya girdiğinde herkese dikkatlice baktım. Babam ölürken bana dikkatlice baktılar… Her zaman dikkatlice bakacak bir şeyler oldu. Peki ne gördün, derseniz, bunu anlatabilmem zor. Ama dikkatlice bakmanın ne demek olduğunu biliyorum. Bu yüzden insanlar gözlerini üstüme sapladıklarında ters giden bir şeyler olduğunu düşünüyorum.

Doktor sorusunu yineledi. Bardağın neresini görüyormuşum. Eğer hâlâ bir bardak varsa, dolu ya da boş olması kimin umurunda.

"Kendisini" dedim.

Suyu içtim.
.

43 yorum:

seroo dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
seroo dedi ki...

onceki yorumumu sildim, zaten icin skilmis bir de ben ogut verir gibi yorum yazmisim, bazen tutar bu yonum. yaslandim len resmen neyse kisa ve net; seni cok iyi anliyorum.

Enteldantel! dedi ki...

Öncekini yorumunu gördüm ama ondan da evvel başka bir yazıma yazdığın ve sonradan sildiğin yorumu görmüştüm ki bende ayrıca bir yeri var onun. Umarım ağbin oralardan mevzuyu bağlamak için bir atraksiyona girmiştir. Eyvallah.

...caşilo... dedi ki...

çok iyi :)

öküz dedi ki...

:(

éLLa dedi ki...

harika bi yazi olmus. sIkIlmadan bastan asagi okudum. ve dikkatlice baktim.

fevkalade olağan dedi ki...

hani ölenle ölünmüyo ya.. o çok fena bişey.. halbuki geçici bi süreliğine ölünse.. ölenin yeni yeri yurdu görülse.. yerleşmesine yardım edilse.. sonra sımsıkı vedalaşıp geri gelinse mesela.. işler daha bi kolay olacakmış gibi..

Enteldantel! dedi ki...

Hakkat bilom ya, çok şahane fikir valla. Buradan yetkililere seslenicem de beni pek sallamıyor biliyorsun.

Bu arada ne zaman bu kılıkta bir yazı yazsam hemen pişman oluyorum la :/ Neyse, bir ara konuşalım bunu.

fevkalade olağan dedi ki...

yani burdan tanrıya işini öğretmek gibi bi riski göte alamıyorum ama.. 23 nisan veletleri gibi bi günlüğüne o koltuğa oturabilsem şahane icraatlarım olabilirdi.. bu yorumum yüzünden öteki tarafta başıma bi iş gelirse seni de yarım bilom.. dakkasına ispitlerim.. bu gaz verdi bana derim.. ama bence gelmez.. ben tanrının mizah anlayışına güveniyorum yani o hususta..

öteki hususta da dertlenme.. küpün içinde ne varsa dışına o sızıyor.. hem ne yazdığından çok nasıl yazdığına bakılmalı değil mi..

Enteldantel! dedi ki...

Bilemedim bilom. Ben de eskiden kendisinin gayet esprili olduğunu düşünürdüm ama sonra sonra işler çok değişti. Şimdi daha fazla konuşup da seni iyice kömüre çevirmek istemiyorum. Ama seni bir gün o koltukta görmekten onör duyarım ::

Bir de evet ya nasıl yazdığıma baksınlar. Çünkü yazdıklarım yüzünden birilerinin üzülmesi filan acayip canımı sıkıyor. Dert anlatmak değil niyetim; şu ayrıma varıldığından emin olsam ohooo daha neler yazıcam ama...

Kralsın bilom.

fevkalade olağan dedi ki...

sen hakketten bilememişin o işi bilom.. tanrı dediğin espirili olmaz.. ciddi bi iştir tanrılık.. mazallah en ufak bi espirisinde gülmekten helak olabiliriz.. yüzyıllarca gülmek istemeyiz değil mi.. o açıdan tanrısal komiklik çok can yakabilir.. benim kastım tanrının iyi mizahtan anladığıydı.. eylemsizlik esaslı bi mizah anlayışı o..

bi de o yukarda 'yarım' olarak yazdığım şey 'yakarım' olcaktı.. sen anlamışsındır da bu okurların çok saftirik gibi bakıyo bilom.. onlar için şeettim..
::

Enteldantel! dedi ki...

Yok bilom yaa maşallah hepisi bol fosforlu benim okurların. Kafaları zehir gibi. Çalışsalar atom mühendisi bile olurlar ama arkadaşlarına uyuyorlar işte :/

avaz dedi ki...

Dikkatlice baktın, ama gördün mü ?

Doktorlar bu duruma beyin buzlanması diyorlarmış :)

siktirella dedi ki...

entel,
şimdiye okuduğum en güzel blog yazısı
şükretmeli misin bunu yazabildiğine yoksa bunları yaşamasaydım ve yazmasaydım da olurdu mu dersin,bilmem
ama yazı şahane
tebrik ederim

FromNorthDagoty dedi ki...

yahu entel gerçekten harika yazıyorsun. senin akıl sağlından şüphe ediyorum. hani adam dehadır ama mongoldur ya sende öylesin sannımca yoksa mümkün değil bu yazı çıkmaz :D

Enteldantel! dedi ki...

Avaz; Doktor Umuz'dan başka doktor tanımam.

Siktirella; gayet tabi yaşamamış olmayı tercih ederdim. Ruh hastası mıyım lan ben! Teşekkür tabi, onu atlamayalım.

FromND; sensin ulan mongol!! Seviyor musun sövüyor musun anlamadım ki :/

kaba şimşek dedi ki...

yaa gerçekten o uzun nikli arkadaş negzel dmeiş. mongol! ben de artık sana iltifat edebiliyom yaşasın \o/ artık bana kızamazsın moron! ne harikulade bir yazı bu böyle yaa sipastik sipastik!!

Siminya dedi ki...

sonrada diyolarki "blog yazarları kendini yazar sanıyoya götümle gülüyom beh beh beh" bende senin sıçmayı gülmek sanan götüne gülüyorum!

blog ödüllerinde arkan sağlam olacak yazıların değil..

arkası zayıf yazısı sağlam için bknz: entel-dantel

kaba şimşek dedi ki...

şu an seviyeyi düşürmemek için mauspedi filan yedim :(((

Enteldantel! dedi ki...

Simi; arkamda sen olduktan sonra o yollar bana vız gelir, yemişim blog ödüllerini.

Gaba; düşür ya senden kıymetli mi sanki amına koduğumunun seviyesi!

FromNorthDagoty dedi ki...

seviyoz işte, hatta sana iltifatlar ediyoruz da hiç anlamıyon :D

mmetelik dedi ki...

Ortada bir çuval dururken içinde neler olabileceği üzerine düşünen pek az insan kaldı.Tebrikler.mmetelik

Enteldantel! dedi ki...

Caşilo, Öküz, Ella, Mmetelik;

Eyvallah.

Siminya dedi ki...

kaba şimşek bana mı seviye düşürmek istemiş :)))

Enteldantel! dedi ki...

Bilmem, Gaba la, Simi'ye mi seviye düşürmek istedin?

kaba şimşek dedi ki...

ya yok, öyle ortaya düşüreyim demiştim. işte böyle arkaya kalın bişey vermekli filan bi takım şakalar gelmişti aklıma :/

Enteldantel! dedi ki...

assdadsfa arkam böyle iyi ya gerek yok. Bu arada blog ödüllerinden mortingen şitrayze dostum. Hep senin sabotajların işte. Mutlu musun şimdi!!!

Siminya dedi ki...

ama niye?

Enteldantel! dedi ki...

Kaba; galiba yine sana diyo. Yoksa bana mı diyo? Kime dedin Simi? Ne dedin Simi?

kaba şimşek dedi ki...

ya ödül olarak iki paket püsküğüt alıcaktın diye amma ağladın haa! di mi simi?

cilekperisi dedi ki...

ben bu yazıyı çok beğendim. artık gecenin melankolisi mi yoksa kronik depresyonum mu yoksa siminyanın şıp diye kalbime bi çizik atacak yazıları bulup paylaşması mı bilemedim. ama ben çok sevdim. blog sayfan daha en baştan benim tipimde bi insanın cesaretini kıracak, özgüvenini fazla zorlayacak türden kalabalık görünse de yorum yazabildim, düşün.

Enteldantel! dedi ki...

Sebebi her neyse pek güzel olmuş. Blog sayfamda seni huzursuz eden neyse söyle derhal yakayım. Zaten yakacak yer arıyorum. Az piromaniğim de ben :/

zara dedi ki...

:(

kaba şimşek dedi ki...

benden mi rahatsız olmuş? :(

cilekperisi dedi ki...

rahatsızlık yokkkkk. :) çok yorum alan blog sayfalarından ürküyorum birazcık. sanki herkes birbirini çok iyi tanıyormuş da ben dış kapının mandalı olarak haddimi aşıp insanların arasına karışmışım hissine kapılıyorum. bu sebeple okuyup yorumsuz geçiyorum. ama buraya yazdım işte :)

Siminya dedi ki...

hi kıyamamammmm çilekperisimmm
( entel blogunu ağlak kızlar şeysine çeviriyoruz biliyorum ama hoşgör azcık bi yerin eksilmez!!!) bu kız çok ince, narin, nazenindir ya.. bi mutevazi bi çekingen efendime söyliyim bi mekingen öyle bişeydir oy oy gel öpüim. ben yakarım blogumu senin için enteli salla

PIRASA dedi ki...

uzun zamandır okuduğum en iyi blog yazısı.tebrik ederim.

AylaKMadaM dedi ki...

tutulamamış yası iyi bilirim. tutulmuşunun örneğini de bu yazıyla sepete attım. yası yaşaması kadar anlatması da zor. ama bu yazı olmuş, çok da güzel olmuş.

Kıreyzi Görl dedi ki...

Şu an sana dikkatlice bakıyorum.

Adsız dedi ki...

bu yazı öylesi güzel ki.. yani darılma ama başka yazılarını okuyamadım. ne zaman sayfanı açsam direkt bu yazıya ulaşmaya çalıştım. top 5ime 4 numaradan giriş yaptınız sayın entel hanım! sizi seviyoruz!

Kişisel Blog dedi ki...

Tamamını hiç sıkılmadan okudum. Tebrik ve teşekkür ediyorum.

Erkan Şen dedi ki...

Ateş olmasa okur muydum bilmem. Ama okuyunca insanların neden gözlerini üstüme "sapladıklarını" ve insanın buna ne kolay alışabildiğini hatırlamak enteresandı...

ismail dedi ki...

birden düşündüm de aileden o kadar çok kişi taşınmış ki sonsuzluğa acılar kalmış arkada, acılar herkesi sarmış sanırım. ama yalnızlık yoktur inşallah.